HABERLER

RÖPORTAJ: Devan Worth / Kirsten Cho & Ninaad Kulkarni

Devan Worth’ün Görsel Sanatlar Akademisi Güzel Sanatlar Master’ı mezunu Kirsten Cho ve Ninaad Kulkarni ile eğitimleri ve kısa filmleri üzerine röportajını sizler için derledik.

***(SVA – School of Visual Arts: Görsel Sanatlar Akademisi, MFA – Master of Fine Arts: Güzel Sanatlar Master’I)

Röportör Devan Worth: İkinizde SVA için New York’a gelir gelmez, tezleriniz üzerinde çalışıyor olmanıza rağmen birden bire yoğun bir ders programına katıldınız. Bu sizin için zorlayıcı mıydı? Eğitim süreciniz nasıldı ?

Kirsten Cho: Benim için (New York’a taşınmak) hayatımdaki en zorlu süreçti çünkü hem kimseyi tanımıyordum hem de iyi şekilde İngilizce konuşamıyordum… Her şeyi tek başıma yapacağım hissine kapılmıştım, aynı zamanda bir tasarımcı olarak kariyerim için gerçekten büyük bir adımdı da.

[Sohbetimiz sırasında Kristen, Üretim Sorunları dersinin tez aşamasına çok yardımcı olduğunu, tez yılı boyunca her hafta profesörlerinin filmin compositingine ve hataları düzeltmesine yardımcı olduklarını ayrıca belirtti. Kirsten da Ninaad da,  Animasyon Kültürü ve Dijital Mat Boyama derslerinin öğrencilere, hem heyecan verici şekilde çağdaş ve klasik animasyon tarihini anlattığını, hem de benzer işler üretmelerine yardımcı olduğu konusunda hem fikir.]

Ninaad Kulkarni: Benim için en zor şeyin, SVA MFA Bilgisayar Sanatlarının, bana sunduğu her şeyden en iyi şekilde yararlanmaya çalışmak olduğu söyleyebilirim. Bildiğiniz gibi üç farklı bölüm var – Animasyon, Motion Graphics ve Güzel Sanatlar- ve ben hepsine katılmak, hepsini yapmak istiyordum çünkü hepsi gerçekten muhteşemdi ve bütün bunlar için 2 sene yeterli değildi.

[Ninaad ayrıca, workshop ve değerlendirmeler boyunca okulda geçirdiği zamana ek olarak –Sinematografi, VR Hikaye Anlatımı ve 2D Animasyonun da dahil olduğu 9 ek ders aldığını da söyledi.]

R.D.W.: Bütün bu geçirdiğiniz süreç boyunca en zor kısım neydi ?

K.C.: Kore’deyken sadece AfterEffects gibi 2D yazılımlarla çalışabiliyordum. Buraya geldiğimdeyse Cinema 4D öğrendim ve şimdi her zaman onu kullanıyorum ama buraya gelmeden önce 3D ile ilgili hiç bir fikrim yoktu.

[Kirsten daha sonra filmin sadece çok büyük bir kısmını Cinema 4D ile yapmakla kalmayıp aynı zamanda animasyon ve render’ını da Cinema 4D’de, sadece 2 ayda yaptığını belirtti. Filmini, 1 seneden daha kısa bir süre önce SVA’da öğrendiği bir yazılım ile yapmış olması başarısını daha da etkileyici kılıyordu tabi ki. Öğrenci Akademi Ödülleri,  Adobe Tasarım Başarısı Ödülleri ve AT&T Film Ödüllerinin de dahil olduğu etkileyici başarıları için ilk ödülünü alışında “Her şeyi tek başıma yapmam gerekiyordu.” tez deneyimini ekledi “ Hikayeyi yazmaktan, storyboardunu ve animatiklerini yapmaya, modellemeden, texture aşamasına, animasyondan, ışıklandırma ve render’a, compositing’e kadar her şeyi. Evet, gerçekten baya zordu!” demişti.]

N.K.: En zorlu şeylerden biri; buraya geldiğinizde, öğrenmek ve daha önce öğrendiklerinizi unutmak... Buraya pek çok şeyi bilerek, belli bir birikim ile geliyorsunuz yani bence hepimiz geçmişte bazı işler ortaya koymuşuzdur ama buraya o bildiklerinizle, birikimlerinizle gelirseniz, bir adım bile ilerleyemezsiniz.

R.D.W.: Bu süreçte çok eğlenceli bulduğunuz şeyler oldu mu ?

K.C.: Tez sömestrı geçirdiğim en zor ve en eğlenceli zamandı. Uykusuz geceler ve “Evreka” (Arşimet’in suya giren bir cismin hacmi kadar su taşırdığını keşfettiğinde bağırdığı, -Buldum- anlamına gelen kültleşmiş, Yunanca kelime) anlarının güzel bir kombinasyonunu yaşıyorsunuz. Bilirsiniz, saat sabahın 4’üdür, tüm gece yerinizden bir santimetre bile kımıldamadan çalışmışsınızdır ve bir anda kafanızda bir şimşek çakar ve ne yapmanız gerektiğini çözersiniz ! O zamanlardan bu zamana kadar sadece kendimi bütünüyle adadığım 2 ay var. İşte olayı eğlenceli yapan da bu.

N.K.: Ben yaptığım her şeyden ve geçirdiğim tüm süreçten keyif aldım. Ancak sadece birini seçmem gerekseydi, hikayeyi oluşturma kısmını seçerdim. İstediğim her şeyi hayal edebiliyordum… ya bebeklerimizin kişiliklerini seçebiliyor olsaydık, ya şöyle olsaydı, ya böyle olsaydı… İşin en ilginç ve eğlenceli kısmıydı…

R.D.W.: Şimdi nasıl gidiyor, iş açısından ve mezun olmuş olmanız açısından ?

N.K.: Benim işim kesinlikle sınırları aştı. Bu Master için geldiğimde ne istediğimi biliyordum ama sağlanılan ne kadar çok imkan olduğunu gördüğümde gerçekten çok şaşırdım, sadece şehrin değil, eğitmenlerin de… ve festivalde aldığımız sonucun ikimiz içinde muhteşem olduğunu da söyleyebilirim sanırım.

K.C.: Doğru…

N.K..: SVA’da iyi olan şeylerden bir diğeri de, size baştan sona her şeyi vermeleri. Yani en sıkıcı bulduğunuz şeye bile basit bir Python kodlaması işte diyip geçiyorsunuz. Daha önceleri, basit ama spesifik bir komutu verirken, mesel; sahnemde 100 tane ağaç olmasını istiyorum gibi, tek tek 100 tane ağaç işliyordum, şimdiyse bu sadece basit bir komut.

Sadece Cinema 4D ve Autodesk Maya’daki temek şeyleri öğretmekle kalmıyorlar, aynı zamanda programa yapabilmenizi sağlayacak, derinlemesine bir kodlama ve yazılım eğitimi de müfredatın önemli bir parçası. Bu da benim gibi öğrencilerin işlerini hızlandırabilmek adına kullandıkları programda kodlama yaparak değişiklikler yapabilmesini sağlar.

K.C.: Ben de şu anda Cinema 4D ve After Effects’i – ki en sevdiklerim- bu şekilde kullanabiliyorum.

R.D.W.: Filmlerinii festivale götürmek nasıl bir histi ? Farklı tepkiler aldınız mı ?

N.K.: Tabi ki ! Zannediyorum ki bu aslında bu bir bilim filmiydi ama ben Bilim Topluluğunun bunu böyle kabul edebileceğini hiç düşünmemiştim ama film bir anda Raw Film Festivalinde sahnelenmeye başlandı -ki ben burada astronotlarla tanıştım ve kaynaştım –buna Nobel Ödüllü Teorik Fizikçi Kip Thorne da dahil … Yani gerçekten muhteşemdi … 3 dakikalık bir filmin insanlar tarafından bu şekilde kabullendiğini görmek olağanüstüydü.

K.C.: Bence benim filmime verilen iki farklı net tepki vardı; bir grup insan filmimin komik olduğunu düşündü çünkü bir miktar mizah içeriyordu ve bir başka grup insansa filmi ciddiye aldı ki bu gerçekten korkutucu sayılır !
 
[Kirsten daha sonra, SVA’nın kendisinden, filminin sinopsisini  ve filmini yaparken bir çok eğitim görevlisine sunmasını talep ettiğini söyledi. Nasıl bir çok feedback oturumuna katılması gerektiğini ve filmini bu kadar çok kişi sundukça, uluslararasında da sunmak için cesaretlendiğini, bu sayede de 25 üzerinde ödülü ve adaylı olduğunu da ekledi.]

N.K.: Film yapmanın ayrı bir şey, projenizi birilerine sunmanın başlı başına ayrı bir iş olduğunu fark ettim. SVA bizi endüstri için profesyonel olarak eğitti. Bizei gerçekten de ister Sanat Müzesinde, ister beyazperde de, ister Woodstock ister başka bir festivalde kendimizi profesyonel ve en iyi şekilde temsil edebilmeyi öğrettiler. Projenize bir yüz verebilmek, projenizi bir yüzün temsil etmesini sağlamak … bunlar SVA’nın gerçekten de çok iyi oldukları konular.

R.D.W.: Her iki filmde de hayranlık duyduğum bir şey var; her iki film de izleyiciyi gördüklerinin gerçekten de derinden düşündükleri şeyler olduğunu fark ediyor. Bu ilhamın nereden geldiğini söyleyebilir misiniz ?

N.K.: Benim yapmaya çalıştığım şey geldiğim yer ile New York’u karşılaştırmaya çalışmaktı. Tabi ki alt yapısında burada arkadaşlarımla aramda geçen pek çok dialog da var ama esası sürekli olarak eksikliğini hissettiğim birşeyler beni ne olduklarını soruşturmaya itmesiydi. Her şey böyle başladı ama daha sonraki süreçte olayın benim farkındalığım ile alakalı olmadığını, pek çok bakış açısını nasıl bir araya getirdiğimle alakalı olduğunu fark ettim ve tabi bunu nasıl anlattığımla da. İşte bu filmim “KCLOC”un benim için nasıl oluştuğu.

K.C.: Ben sadece insanlığın durumunu eleştirmek istedim. Bugünlerde insanlar akıllı telefonlara ve bilgisayarlara o kadar bağlılar ki… ben sadece insanlara geleceğimizin nasıl olabileceğini göstermek istedim. Sevdiğim bazı 3D Artistlerini (görsel olarak) taklit etmek, makineleri doğru ve ritmik hareketler içinde sunmak istedim.

R.D.W.: Geri dönüp filmlerinizde ufak değişiklikler yapmak ister miydiniz ?

K.C.: Hayır, benim için tamamdır !

N.K.: Bir bakıma evet. Yani demek istediğim; kendi projeme dönüp baktığımda hiç “Evet, muhteşem iş çıkartmışım.” demedim. Şimdiye kadar bunu bir çok festivalde görüyorum ve bu konuda pek çok sorunla da karşılaştım ama tabi ki üzerlerinde durmayacağım çünkü zaten herkes neler olduklarını biliyor.
   Küçük değişiklikler için tekrar projeye asla geri dönmem - bunun yerine bir sonraki projemde bunların doğrularını yapmaya çalışırım ve zaten bu da sizi daha çok çalışmaya ve daha iyi işler ortaya çıkartmaya iten şey.

Sohbetimizi tamamlamadan ve ben kendi tezim üzerini düşünüp, planlar yapmaya başlamadan önce Ninaad bana SVA’nın ötesinde, animasyon öğrencilerine has olduğunu düşündüğüm bir tavsiyede bulundu: “Bir anda iyi olacaksın, o zaman burada işin bitecek ve asla öğrenmeyi bırakmayacaksın. Bu  sadece senin yapmak istediğin şeyi yapıyor olman ve kendini ne yapmak için hazırladığına bağlı bir şey.”

Ninaad şu anda Bill Pymton ve SVA MFA Bilgisayar Sanatlarının ortaklığında yürütülen bir VR projesinin, Hindistan ve Pakistan ayağında kişisel vr proje danışmanlığı, NAB Show Live Animation vb.heyecan verici projelerde yer alıyor.

Kirsten ise Freelance olarak Animasyon ve Motion Graphics projeleri alıyor. PyeongChang 2018 Kış Olimpiyatları için yaptığı tasarımı henüz bitirdi.


Orjinal Röportaj

Kristen Cho / e-delivery

Ninaad Kulkarni - KCLOC

 

haberlere dön