HABERLER

RÖPORTAJ: Carlos Saldanha - Cartoon Brew

Toplumun dayattıklarına boyun eğmeyen, Boğa Güreşi ile hiçbir ilgisi olmayan genç bir ispanyol boğasının hikayesi Ferdinand, Blue Sky Stüdyolarının yirminci uzun metrajlı filmi. Munro Leaf ve Robert Lawson’ın 1936’da çıkarttığı “Ferdinand’ın Hikayesi” isimli çocuk hikaye kitabının uyarlamasının yönetmeni Carlos Saldanha’yı daha yeni çıkarttığı Rio 2 filmiyle de anımsayabilirsiniz.

“Ferdinand”, ana karakterinin (John Cena’nın seslendirdiği) yanı sıra bir çok başka hayvan ile hikaye kitabındaki kitleye pek çok farklı karakter ekliyor. Hikayede bir sürü boğa, -sakinleştirici bir keçi-,  atlar ve hatta kirpiler mevcut, birde ek olarak karşımıza Ferdinand’ın en yakın arkadaşı rolünde bir insan çıkıyor.

“Cartoon Brew” olarak yaptığımız bu röportaj boyunca , Carlos Saldanha’yla, detaylı bir şekilde; nispeten basit bir çocuk kitabının nasıl olupta bu kadar canlı, dolu  dolu bir hikayeye dönüştüğünü, karakterlere mizaçlarının nasıl kazandırdığını, filmin tasarımına yaklaşımını ve animasyon haline getirilmesi en zor olan sahneleri konuşuyor olacağız.

R: Cartoon Brew: Filmin hikaye kitabı üzerinden ilerlemesi fikrine nasıl vardınız?

Carlos Saldanha: Çok zordu çünkü kitap oldukça basit ama fazlasıyla etkileyiciydi bu yüzden gerçekten hikayenin içine girmek istedim. Kitabın kısa olmasına rağmen vermek istediği mesajın çok güçlü ve büyük olduğunu düşünmüştüm. Okuyan herkes kitaptan farklı ve kişisel bir mesaj alıyordu. Bu etkiyi filme verebilmek için insanların verdikleri reaksiyonları ele aldım. Onlara kitabı okudukları zaman ne düşündüklerini sordum. Bir çok farklı açıdan bakmaya çalıştım ve her seferinde tek bir fikir ve mesaj ortaya çıkıyordu: “ Olduğun kişi hakkında dürüst ol.”. Bu en önemli mesajdı. Daha sonra bu mesajı “Bunu şiddete başvurmadan yap.” ve “Örnek şekilde yap.” anlamlarında genişletmeye çalıştım yani kendini kanıtlamak için şiddet kullanma gibi. Kimseyi oldukları kişi yerine, dış görünüşlerine göre yargılama. 

R: Filmin açılış sahnesinde, babalarının Matadorluk Elemelerine gidişini izleyen genç boğalar görüyoruz, bu sahne filmdeki –kuralları- ve Ferdinand’ın bu kurallarla, Matador seçilmekle ilgilenmediğini anlatabilmek için harika bir yoldu. Sahneyi bu şekilde yapma nasıl oluştu?  

Carlos Saldanha:  En zor sahnelerden biriydi ve aynı zamanda en son animasyon haline getirdiğimiz sahnelerden de biriydi. Filmin nasıl bitmesini istediğimi biliyordum ve o bitişin çok güçlü olacağını da yani aslında filmi animasyon haline getirmeye sondan başladık. Sonra genç boğaların olduğu sahne fikri aklımıza geldi ancak bu fikrin bir çok katmanı vardı bunu basitleştirmeliydik. Fikrin ortaya çıktığı ilk günlerde her şey çok karmaşık bir hal almıştı. Çok fazla konuşuyorduk ve hiçbir konuyu netleştiremiyorduk.

R: Görselleriyle de oldukça güçlü bir hikaye kitabı ile karşı karşıyayız, özellikle de İspanya’nın manzarası… Filmin tasarımında bahsedebilir misiniz?

Carlos Saldanha: Filmin klasik bir görüntüye sahip olmasını istedim. Bu, gidip Görüntü Yönetmeni ile konuştuğum tek konuydu, ona; bu filmi kitaplardaki illüstrasyonlar gibi yapamayacağımızı, çünkü eserimiz neredeyse karakalemle çizilmiş gibi olduğunu söyledim. Çok güzellerdi ama benim onlarda esas sevdiğim şey yarattıkları –Klasik bir eseri okuyormuş- hissiyatı ve bende tam olarak bunu yakaladım istedim. Bunu üç boyutlu yapabileceğim tek yol, renkleri doğru kullanmaktı. Nasıl görsel bir dil yaratacağım konusunda her zaman düşünceli ve dikkatli olmuşumdur ve bu filmde bu dili modern bir şekilde hissedebiliyorsunuz, bugün hala seyirci ile bağlantı kurabiliyor … ama klasik bir hissiyat ile. İspanya’ya gidişimiz benim için çok ilham vericiydi çünkü atmosferi hissedebiliyorduk.

Rio 2’yi daha yeni bitirdim ve oradaki palet fazlasıyla parlak ve yoğundu çünkü konsepti oldukça tropikaldi. Pastel boya hissiyatı veren pek çok ana renk ile çalışılmıştı ve Ferdinand için palete İspanya’dan birşeyler katmak istedim. Biraz daha toprak tonları, İspanyolların turuncu ve kırmızısından kullanmak istedim. Boğalarla kontrast oluşturmak istedim çünkü boğalar basit bir şekilde çoğunlukla kahverengi ve siyahtı. Bunları oluşturacak paleti bulmak istedim. O zamansız ve klasik atmosferi yaratmayı gerçekten istedim. O titreşimi yakalayabilmek için bir çok İspanyol ressamın eserlerini inceledik ve bu İspanyol eserlerinin bize hissettirdiği şey çok ilham vericiydi çünkü istediğimiz paleti ortaya koyabilmemize izin verdi ve mekandaki klasik hissiyatın dikkatle korumamızı sağladı.


R: Bunun üzerine sormak istediğim bir şey var; boğaların kürklerinde çok belirgin bir parıltı var. Bu belirli bir şeyi mi temsil ediyor ya da bir şeye meydan mı okuyor?

Carlos Saldanha:  Bununla ilgili en cool şey ne biliyor musun – ana karakter modelinin üzerine çalışmaya başladığımız ilk zamanlarda, tüylerini dümdüz yapmıştık. Hepimiz, kısa tüylerden oluşan bir yapıya tamamdık. Sonra tüy yapısını karaktere yerleştireceğimiz zaman onlara şunu sordum; Black Stallion filmini biliyor musunuz? O hissiyatı yaratmasını istiyorum. Havyanların o parıltılı hissi vermesini istiyorum, renklerin vurgulandığı parıltıyı… Çok fazla da değil çünkü hepsi ya siyah ya da kahverengi ama uyguladığımız o vurgu, aydınlatıcı efekt ile bu parıltılı hissiyatı verebiliriz. Konu tüy olunca üzerindeki kontrolümüz çok azdı. Karakteri ne kadar çok hareket ettirirsek, tüy yapısı o kadar yapay bir hal alabiliyordu. Sonra crew –bunun için yeni bir doku yaratalım- fikriyle geldiler ve bütün boğaların dokularını haritalandırdık. Bu doku, imitasyon bir kürktü, kürk gibi hissettiriyordu ama çok daha parlak ve gerçekçiydi.

R: Karakterlerden bahsedebilir misiniz, özellikle de bolca mizah içeren, Kate McKinnon’ın Lupe’u gibi karakterlerden?

Carlos Saldanha: Bu bizim için baya önemliydi çünkü doğru oyuncu ekibi sizi doğru karakterlere götürür ve doğru karakteri hayata geçirebilmenizi sağlar. John Cena tabi ki Ferdinand’ı muhteşem şekilde hayata geçirdi çünkü bunu yapabilecek dürüstlüğe sahipti. Karakterde verdiği içtenliğe, samimiyete zaten sahipti.  Zaten kendisi ,rolündeki özelliklere sahip olduğundan, benim için herşeyi kolaylaştırdı. Karakteri için yeni bir şey icat etmemize, yerleştirmemize gerek kalmıyordu.  Hep olması gereken çizgideydi ve herşey muhteşemdi. Öte yandan, Ferdinand’ın sağ kolu ve destekçisi denilebilecek Lupe karakteri var ama Kate McKinnon, çok başarılı bir komedyen ve ben onun senaryoyu yorumlayış şeklinden çok faydalandım. Sahneleri birlikte yazıyorduk ama o her zaman bir sürü şey ekliyordu. Rastgele pek çok şey yazıyordu. Kate doğaçlama konusunda muhteşemdi.

R: Unutulmayacak bir kaç sahne üzerine duralım: Ferdinand’ın Çin Marketinde olduğu sahneye yaklaşımınız nasıldı? (Bull in a china shop / being big in a china shop – idiom:  Bulunulan pozisyonda hassas ve dikkatli davranılması gerekirken, agresif ve umursamaz davranma durumunu anlatan bir deyim)

Carlos Saldanha: Bu birlikte hareket ettikleri üç sahneden ilkiydi. Bu set ortamının her parçasını spesifik şekilde ortaya çıkartmak istedim ama aynı zaman bütün bu Ferdinand’ın çin marketindeki “büyük” oluşu olayının da bir parçası olmak istiyordum. Koreografi gerçekten çok zordu, özellikle de müzikal, çünkü ilk başlarda, karakter ve ritmin senkronizasyonu için attığımız her adım çok zamanımızı aldı.

Başlarda Carmen’den çok fazla ilham aldım. Sadece her bir parçanın zamanlamasının nasıl yapıldığını anlayabilmek istiyordum. Her adımda tırmanan ve ilerleyen bir sahneden, iyi bir akış elde etmek zorunda olmak çok acımasızcaydı. Ben daha fazla risk almak istiyordum. Ferdinand’ın çin marketindeki umursayan karakter olarak karşımıza çıkacağından emin olmak istiyordum. O, tabakların kırılmasını istemiyordu. O, kimsenin incinmesini istemiyordu.  Yine de o hala kendince Ferdinand’dı. Bir bakımdan, kırılgan ve hassas bir devin çin marketinde olması gibiydi. Bu benim yaratmak istediğim tezatlıktı.

R: Peki, boğalar ve atlar arasında gerçekleşen dans yarışması hakkında ne diyeceksiniz? Bu seyircinin gerçekten tepki gösterdiği birşeydi.

Carlos Saldanha: Bu sahne gerçektende en sürpriz sahnelerden bir tanesi haline geldi. İnsanlar filmin sonunda çılgına döndü. Bu enerjiyi açığa çıkartmak gerçekten eğlenceliydi. O an benim için hikayedeki en önemli anlardan biriydi, çünkü o an boğaların da güçlerini birleştirdikleri ilk ve tek andı. Hikaye için önemliydi çünkü o anda seyircinin ilk defa Ferdinand ile bağ kurduğunu hissedebiliyordum.
“Birlikte yapabilecekleri birşeyler olmalıydı ve ne zamanki atlar kırıtmaya ve dans etmeye başladı ve boğaların aksine, umurlarındaki tek şey görüntüleri oldu işte o zaman birbirlerine zıt düştüler ve bu bence çok ilginçti. Aslında bu sahne, animasyon haline getirdiğimiz son sahneydi çünkü; müzik yüzünden fazla kompleksti ve bütün karakterler dans ediyordu.


Orjinal Röportaj: https://www.cartoonbrew.com/feature-film/ferdinand-qa-blue-sky-director-carlos-saldanha-155333.html

haberlere dön